Psikoterapi

Photo of author

Özge ÇETİNKAYA

Bir Kavram ve İşleyiş olarak Psikoterapi

Kavramlar, insanlar için ortak bir imge, bir bilgi formu ya da varlıkların özelliklerini zihinde temsil eden soyut sembollerdir. Kavram hem kazanılma hem de kullanılma durumunda anlamlandırma işleminden geçer ve bu işlem sırasında zihinde çağrışım alanı oluşur. Nihayetinde bağlama göre anlam kazanan kavram her insan için ortak bir tanıma sahip olur. Bu bağlamda psikoterapi dediğimde muhtemel çağrışımlardan biri bir odadaki  karşılıklı iki sandalye olabilir; gidip derdini sıkıntını anlattığın birinin varlığı  ve süre sonunda iyi hissettiğin bir şey ya da kararsız kaldığın durum için ne yapman gerektiğini söyleyecek biri ile konuşmak olabilir. Psikoterapi bu çağrışımlardan aşkın bir yapılanmadır. Psikoterapinin başarı ihtimali beynin, zihnin ve ilişkilerin üç temel mekanizmasına bağlıdır. Psikoterapi beynin başkaları ile uyumlanıp onlardan öğrendikleri ile değişebilme kapasitesinin avantajını kullanır; terapist bu açıdan ittifakı sağlayan bir alan inşa ederek aynalama işlevi görür. Psikoterapi sürecinde bir değişimin gerçekleşebilmesi için beynin nöroplastik süreçlerinin harekete geçirilmesi gerekir yani düşünce, duygu ve davranışlara yansıyan yapısal değişikliklere gitmesi gerekir. Burada önemli bir noktaya değinmekte fayda var psikoterapinin başarısı terapistin danışanların beyinlerindeki nöroplastisiteyi uyarmaktaki başarısına bağlıdır. Nöron ağlarındaki değişiklikler ; eski bağların bırakılması, kopuk olanların birleşmesi ve yeni bağlantılar kurulması ile mümkün olur. Bir diğer önemli husus süreçte yeni hikayeler yaratılırken deneyimlenecek alanlara özgü yeni şablonların oluşmasıdır. Öz anlatılar ve terapistin müdahaleleri yoluyla travmayı iyileştirebilmek ve benliği güçlendirmek üzere daha iyiye doğru giden bir süreç oluşmaya başlar (Cozolino,2015).

Bir kavram olarak psikoterapiyi anlamlandırırken ekine köküne ayırdığımızda psiko; bilinç, zihin ve terapi ; iyileştirme, tedavi anlamlarına gelen kelimelerin birleşimiyle oluştuğunu görürüz. Bununla birlikte psikoterapi ile ilgili alan yazında yapılmış çok sayıda tanım bulunmaktadır. Orhan Öztürk’ün tanımıyla ; “Psikoterapi, çok geniş anlamda düşünce, duygu ve davranışları; konuşma ve ilişki kurma yolları ile etkileyerek değiştirme ve iyileştirme demektir.” Edwin R. Wallace ise ; “Psikoterapi, insanların sözel ve sözsüz iletişimlerinde doğal bir potansiyel olarak bulunan iyileştirici gücü açık ve sistematize kılmaktır.” şeklinde bir tanım yapmıştır. Bir işleyiş olarak psikoterapi süreci Rollo May açısından şöyle görünmektedir; “Bir terapist, ‘hastaları’ olarak adlandırılan ve kendisine hayattaki önemli meselelere dair her gün yeni bir şey öğreten insanlara derin bir minnet duygusundan başka ne hissedebilir doğrusu bilmiyorum” ifadesiyle  Rollo May sürece vurgu yaparak psikoterapist ile danışan arasında oluşabilecek olası hiyerarşiyi kaldırarak aradaki  etkileşime ve ilişkiselliğe vurgu yapmıştır. Rollo May terapistin iyilik haline ve süreçteki kazanımlarına vurgu yapmıştır fakat burda önemli bir noktaya değinmek gerekir. Terapi sürecini başlatan danışanın talebidir ve terapi sürecinin sonunda danışanın bir iyilik haline ulaşmış olması amaçlanır. Terapist danışanın iyiliği için ordadır. 

Psikoterapi Cozolino’ya göre pek çok bakımdan bir çocuğun düzgün bir şekilde yetiştirilişine benzer. Her iki ortamda da, en iyi öğrenme ortamını sağlayan şey, kişinin empati yapabilen biriyle besleyici bir ilişki kurması, aynı zamanda hayatın getirdiği zorluklarla yüzleşmeye cesaretlendirilmesidir.  Bu bağlamda her psikoterapi özünde bir deneyim yaratmaya çalışır. Seans odasında terapist ile deneyimlenenler kişi hayatına döndüğünde yeni deneyimlere alan açar. 

Psikoterapi  süreci farklı teorileri temel alarak yürütülebilir fakat hepsinde de hedeflenen süreç çıktıları benzerdir. Danışan bir kaybın ardından çektiği acıyı azaltmak, hayatını sekteye uğratan semptomlarından kurtulmak, öfkesini ehlileştirmek, ilişkilerini düzenlemek amacıyla terapiye başvurabilir. Başarılı bir psikoterapi süreci danışanın kendini, dünyayı ve başkalarını yeni bir şekilde algılamayı öğretir. Aslında danışan ve terapist arasında yeni bir hikaye yazılır. 

Psikoterapi sürecinin ana hatları şu şekilde özetlenebilir;

-Psikoterapi  süreci terapist ve danışan arasındaki ilişkinin merkeziliği etrafında şekillenir.

-Psikoterapi nihayetinde bir tedavidir. Danışanın başına ne geleceğinden haberdar olduğu, sürecin işleyişi ile ilgili netliğe sahip olduğu bir tedavi sürecidir. 

-Psikoterapi danışanın gerçekliği değerlendirme yetisini arttırmayı amaçlar.

-Danışanın kaygı verici deneyimleri yaşaması için ruhsal hazır bulunuşluğunu sağlar. 

-Psikoterapi süreci aynı zamanda bir değişim sürecidir. 

-Psikoterapi süreci sistem ve teori üzerine kuruludur. Bir psikoterapi teorisi vakayı tarif eder, ilgili bilgi miktarını sınırlar, bu bilgiyi düzenler, bunları kavramsallaştırmamızı öncelik sırasına koyacak ve tedavimizi yönetecek olan tutarlı bilgi gövdesi halinde bütünleştirir (Norcross ve Prochaska, 2007:5)

Yorum yapın

Arayın WhatsApp Konum